PEOPLE BLOCKS

 

NETWORK ICONS

Maruz Kaldığı Onbinlerce Veri ve Uyaran Nedeniyle “Dikkat Eksikliği” yaşayan Tüketicilere Nasıl Ulaşılacak?

 

Artık online olan dünyamızda, bilgi yokluğundan bilgi bolluğuna geçiş, hiç olmadığı kadar daha fazla içeriğe daha fazla cihazla ulaşılabilmesini sağladı. Peki, markalar kendi mesajlarını bu çoklu ekranlardan net bir şekilde ilettiğinden nasıl emin olacaklar?

 

Biz insanlar kafamızın içerisinde oldukça karışık bir o kadar da güçlü bir yapıya sahibiz: Beynimize… Bu yapı öyle geniş ve uzun biyolojik kablolardan oluşuyor ki her bir bağlantıyı ucu ucuna birleştirsek dünyayı iki kez sarabilen bir uzunluğa erişiyoruz. Eğer beyin bir bilgisayar olsaydı yaklaşık 2.5 Petabayt yani bir milyon Gigabayt veriyi saklayabilir bir boyutta olurdu.

 

Beynin veri merkezine erişim kurabilmek, akademik psikolojide Çalışan Hafıza diye adlandırılan etkileyici bir filtreleme sisteminin olduğunu bize gösteriyor. Öyle bir filtre ki görülen duyulan ve deneyimlenen her şey arasında bağlantılı ve kullanışlı deneyimleri anlık olarak sıralayabiliyor, bunu bilgisayar tabiriyle sürücüde bir ya da iki gün kaydedip sonra geri dönüşüm kutusuna atabiliyor.

 

Müşterilerinizin kullandığı bu filtreleme sistemi artık yeni bir çevre ile karşı karşıya: dijital olarak bağlı olduğumuz dünyada bilgi yokluğundan bilgi bolluğuna geçmiş durumdayız.

 

Katlanarak artan bilgiye ulaşılabilirliğe bu geçiş, alakalı veriyi anlık olarak filtreleme olanağı ile birlikte, pazarlama profesyonellerine ve medya kuruluşlarına yüzleşmeleri gereken yeni bir dinamik yaratıyor: Dikkat Eksikliği. Her geçen gün daha fazla gürültüyü filtreleyen ve aynı oranda bilgiyi kaydeden beyinlerimizden bir reaksiyon olarak, insanlar artık gördüklerine, duyduklarına ve deneyimlediklerine daha az dikkat gösteriyor.

 

Bu yeni dinamik, günlük olarak iletişimde olduğumuz ekranlarda en iyi şekilde gözlemlenebilir. 20. yüzyıldaki TV ile randevunun son bulması veya internet erişimi sayesinde her zaman her yerde içeriğe ve bilgiye erişme olanağı sayesinde daha bireyselleştirilmiş medya tüketimi ekranlar aracılığıyla gözlemlenebilir.

 

Böyle bir durumda, reklam verenlerin ve medya sahiplerinin her zaman ve her yerde erişebildikleri içeriklerle doymuş durumda olan kitleye adapte olmaları ve bu farklı izleme alışkanlıklarını ve modlarını faydaya dönüştürmeleri gerekiyor ki etkili, ölçümlenebilir marka ve satış sonuçları elde edebilsinler.

 

Bu fırsatı faydaya dönüştürmek için, reklamverenler ve ajanslar , “tek bir ölçü hepsine uyar” stratejisinden sıyrılarak bir video veya görsel uygulamayı değişik ekranlarda kullanmaya ve - temel fikirden ve marka konumlandırmasından uzaklaşmadan her cihaza göre yaratıcı uygulamalar ve içerikler kullanarak- ekran hassaslığına yönelmeye başladılar.

 

Bu ekran hassas stratejinin temel taşı ise veri odaklı olmak… Dijital ekranlardaki içerik ve reklam tüketimi, profil ve niyet sinyallerinden oluşan bir sıralama ortaya çıkarıyor ki bunu diğer profilleme ve ölçümleme verileri ile hedefe yönelik kullandığınızda ölçülebilir sonuçları destekleyebiliyor.

 

Birçok reklamveren hedef müşterilerinin karşılaştığı zaman sıkıntısının farkında ve yenilikçi yaklaşımları ve çoklu veri setleri ve teknolojilerini kullanarak bu yeni dinamiğe uyum sağlamaya çalışıyorlar. Kampanya etkililiği, ROI ve platforma maruz kalma etkili bir şekilde belirlenebiliyor.

Dikkat Eksikliği müşterilerinizin muhteşem beyinlerinin ihtiyaç nedeniyle daha fazla bilgiyi filtrelemesi anlamına gelirken, sizler de bağlantıya geçmek ve marka hikayenizi anlatmak için yeni fırsatlar yaratarak, marka içeriğinizi multi ekranlı, her zaman ve her yerde online olan bir ortama uygun olarak şekillendirebilirsiniz.

 

Böylelikle, sürücülerdeki tutku ve dikkat klasörlerinde hikayenizin tutunması olasılığını artırabilirsiniz. Eğer öyle yapmazsanız, geri dönüşüm kutusuna doğru filtrelenme riskini almışsınız demektir.

Emre Gündüz

Field Manager

Marka Yönetmenin İlkeleri

Date: 20.01.2017

Categories: Research

TR

A Member Of ESOMAR   |   Questions & Answers - All Rights Reserved